be beside the point phrase ne demek?

 """Be beside the point"" İngilizce bir deyim olup, Türkçeye ""konu dışı olmak"", ""meseleyle ilgisi olmamak"" ya da ""asıl konuyla alakasız olmak"" şeklinde çevrilebilir. Bu deyim, söylenmekte veya tartışılmakta olan bir konuda, bir detayın ya da argümanın ana konudan sapmakta olduğunu, asıl konuyla ilgisiz ya da önemsiz olduğunu belirtmek için kullanılır.


Örneğin:


- ""We're arguing about money, but that's really beside the point. The real issue is that we don't communicate."" - ""Biz para hakkında tartışıyoruz ama bu aslında konu dışı. Asıl mesele bizim iletişim kuramamamız.""


Bu cümlede, konuşmacı, tartışmanın ana konusunun para olmadığını, asıl meselelerinin iletişim eksikliği olduğunu belirtirken ""that's really beside the point"" ifadesini kullanıyor.


Bir başka örnekte:


- ""You may prefer using a pen, but that's beside the point because the instructions say you must use a pencil."" - ""Belki kalem kullanmayı tercih ediyorsundur ama bu konu dışı çünkü talimatlarda kalemle yazman gerektiği belirtilmiş.""


Burada, kalem kullanma tercihini belirtmek, belirtilen kurallar ve talimatlara göre önemsiz ya da ilgisiz bir detay olarak görülür ve ""that's beside the point"" ifadesi bu durumu ifade etmek için kullanılır."

"""Beside the point"" genellikle ""irrelevant"" veya ""alakasız"" anlamında kullanılan bir İngilizce ifadedir. İşte ""be beside the point"" kelimesinin bir dizi özelliği:

1. Bu senin hangi okula gittiğini bilmem için anlamsız (beside the point). Önemli olan nasıl bir insan olduğun. 
İngilizce: It's beside the point to know which school you went to. What matters is what kind of person you are.

2. Maçın sonucuna şikayet etmek anlamsız (beside the point), çünkü zaten kararlar değiştirilemez. 
İngilizce: Complaining about the result of the match is beside the point, as the decisions cannot be changed already.

3. Kimin başladığını tartışmak konu dışıdır (beside the point); önemli olan şimdi ne yapabiliriz.
İngilizce: Arguing about who started it is beside the point; what matters is what we can do now.

4. Ödevini unuttuğun gerçeği anlamsız (beside the point), bir çözüm bulmalısın.
İngilizce: The fact that you forgot your homework is beside the point, you should find a solution.

5. Bahsedilen maliyet detayları konu dışı (beside the point), projenin başarısını garanti etmek için en iyi ekipmanı almalıyız.
İngilizce: The mentioned cost details are beside the point, we should get the best equipment to ensure the success of the project."

Yorumlar