be brought/called to account idiom ne demek?

 """Be brought/called to account"" ifadesi Türkçe'ye ""hesaba çekilmek"" olarak çevrilebilir. Bu deyim, bir kişinin eylemlerinin sonuçlarından dolayı sorumluluk taşıması ve genellikle o eylemler hakkında açıklama yapması gerektiği durumları ifade eder.


Bir kişi yasadışı ya da kabul edilemez bir davranışta bulunduğunda, genellikle ""hesaba çekilir"". Bu, onun davranışını açıklaması, genellikle resmi bir makam, örneğin bir mahkeme veya bir iş yeri disiplin komitesi önünde, talep edildiği anlamına gelir. Bu ifade ayrıca politik veya kamuya açık kişilerin, yönetim şekilleri veya politika kararları için gözetim organları, gazeteciler veya halk tarafından ""hesaba çekilebileceği"" durumları da içerebilir.


Örnek bir cümle:


""The manager was called to account for the missing funds."" (Müdür, eksik olan fonlar için hesaba çekildi.)"

"""Be brought/called to account"" is an idiom that means to be forced to explain a behavior, action, or result, usually one that is unacceptable, and to be punished if found guilty. Here are five sentences where it's used in a variety of contexts:

1. ""Despite his rank in the company, the CEO was brought to account for his dubious business deals."" 
(Şirketteki rütbesine rağmen, CEO şüpheli iş anlaşmaları için hesaba çekildi.)

2. ""Police officers who misuse their power should be called to account by an independent body.""
(Güçlerini kötüye kullanan polis memurları, bağımsız bir organ tarafından hesaba çekilmeli.)

3. ""The government was brought to account due to the rising unemployment rates.""
(Hükümet, artan işsizlik oranları nedeniyle hesaba çekildi.)

4. ""The mayor was called to account for the delays in the infrastructure projects of the town.""
(Belediye başkanı, kasabanın altyapı projelerindeki gecikmeler için hesaba çekildi.)

5. ""It's time these big companies were brought to account for their damage to the environment.""
(Bu büyük şirketlerin çevreye verdikleri zarar için hesaba çekilmesi zamanı geldi.)"

Yorumlar