be (caught) between a rock and a hard place idiom ne demek?

 """Be (caught) between a rock and a hard place"" İngilizce bir deyim olup Türkçeye ""kıvılcım ve çakmak taşının arasında kalmak"" ya da ""iki çıkmazın arasında kalmak"" şeklinde çevrilebilir. Bu deyim, seçenekler arasında zor bir karar verilmesi gerektiğinde veya sunulan seçeneklerin hiçbirinin cazip veya uygun olmadığı durumları ifade etmek için kullanılır.


Örneklendirme:

1) İngilizce: ""She is caught between a rock and a hard place; she needs the job to pay her bills, but can't bear the toxic work environment.""

Türkçe: ""O, kıvılcım ve çakmak taşının arasında kalmış; faturalarını ödemek için işe ihtiyacı var, ancak zehirli iş ortamına katlanamıyor.""


2) İngilizce: ""I am between rock and a hard place; if I accept the promotion, I will have to relocate but if I reject it, I may not get the opportunity again.""

Türkçe: "" İki çıkmazın arasındayım; eğer terfiyi kabul edersem taşınmak zorunda kalacağım fakat reddedersem bu fırsatı bir daha alamayabilirim."""

"Bu deyim, bir kişinin iki zor ve uygunsuz seçenek arasında seçim yapmak zorunda olduğu bir durumu anlatır. İşte bu deyimi anlatan beş farklı örnek cümle:

1. ""When it comes to choosing between paying rent or buying groceries, many people find themselves between a rock and a hard place."" (Kirayı ödemekle yiyecek almak arasında seçim yapmak zorunda kaldığında, birçok kişi kendilerini çıkmaz bir durumda bulur.)

2. ""With the company downsizing, Peter was caught between a rock and a hard place - he needed the job but couldn't handle the increased workload."" (Şirket küçülme yaparken, Peter sıkışıp kalmıştı - işe ihtiyacı vardı ama artan iş yükünü kaldıramıyordu.)

3. ""Sarah felt like she was caught between a rock and a hard place, having to decide between looking after her sick mother and focusing on her career."" (Sarah, hasta annesine bakmakla kariyerine odaklanmak arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu hissetti.)

4. ""Offered two difficult choices, the team was between a rock and a hard place."" (İki zorlu seçenek sunuldu, takım çıkmaz bir durumdaydı.)

5. ""Caught between a rock and a hard place, he had to choose between betraying his best friend and losing his job."" (Sıkışıp kalmış bir durumda, en iyi arkadaşını arkadan bıçaklamakla işini kaybetme arasında bir seçim yapmak zorundaydı.)"

Yorumlar