be a game of two halves idiom ne demek?

 """Be a game of two halves"" ifadesi Türkçe'ye genellikle ""iki yarılı bir oyun"" olarak çevrilir. Bu, genellikle spor oyunları bağlamında kullanılan bir ifadedir ve bir oyunun ya da durumun iki çok farklı aşaması olduğunu ifade eder. 


Örneğin, bir futbol maçı düşünün; ilk yarıda bir takım çok iyi performans gösterip öne geçse bile, ikinci yarı tamamen farklı bir senaryoyla sonuçlanabilir. Bu durumu anlatmak için İngilizce'de ""be a game of two halves"" ifadesi kullanılır. 


Aynı şekilde, hayatın veya herhangi bir deneyimin farklı aşamaları birbirinden tamamen farklı olabilir ve bu nedenle bir 'iki yarılı oyun' olarak düşünülebilir.


Örnek kullanımı: ""Life can often be a game of two halves: what you plan and what actually happens."" Bu cümle Türkçe’ ye; ""Hayat genellikle iki yarılı bir oyun olabilir: planladığın şey ve gerçekten olan şey."" şeklinde çevrilebilir."

"""Be a game of two halves"" is a common English idiom that originally comes from football but is now used more generally to describe any event or situation that has two distinct parts. It essentially means a situation which is very different in two separate halves. Here are five examples of how you might use it in English sentences along with its Turkish translations:

1. English: ""The final game was really a game of two halves. It was boring in the first part, but extremely exciting in the second.""
Turkish: ""Final maçı gerçekten iki ayrı yarıda oynanan bir oyundu. İlk kısmı sıkıcıydı, ama ikinci kısmı son derece heyecanlıydı.""

2. English: ""Our holiday was a game of two halves: it rained the first week, but the sun came out for the second.""
Turkish: ""Tatilimiz iki ayrı yarının oyunuydu: ilk hafta yağmur yağdı, ama ikinci hafta güneş çıktı.""

3. English: ""The business's annual performance was a game of two halves, with profits low for the first six months then much higher in the second half of the year.""
Turkish: ""İşletmenin yıllık performansı iki ayrı yarının oyunu olmuştu, karlar ilk altı ay için düşüktü, ancak yılın ikinci yarısında çok daha yüksekti.""

4. English: ""The interview was a game of two halves: I think I did poorly at the beginning, but I performed better in the second half.""
Turkish: ""Röportaj iki ayrı yarının oyunu oldu: Başında kötü olduğumu düşünüyorum, ama ikinci yarıda daha iyi performans gösterdim.""

5. English: ""The play was a real game of two halves, the first half was a comedy and the second was a drama.""
Turkish: ""Oyun gerçekten iki ayrı yarının oyunuydu, ilk yarı bir komediydi ve ikinci yarı bir dramdı."""

Yorumlar