bellowing ne demek ?

 """Bellowing"" İngilizce'de bir isim veya fiil olabilir ve Türkçe'de genellikle ""öğürme"" veya ""yüksek sesle bağırma"" anlamına gelir. 


1) Eğer bir isim olarak kullanılıyorsa, genellikle kuvvetli ve yüksek bir hayvan öğürmesini veya bağırmayı tanımlar. Bu durum, genellikle büyük veya güçlü hayvanları tanımlamak için kullanılır. Örneğin; öküzün öğürmeye başladığını veya aslanın yüksek sesle bağırdığını ifade edebilir.


Cümle içinde kullanımı: ""I was frightened by the cow's bellowing."" - ""İneğin bellowing'unden korktum."" 


2) Eğer bir fiil olarak kullanılıyorsa, genellikle bir kişi veya hayvanın yüksek bir sesle bağırdığını veya bağırdığını tanımlar. Örneğin, bir kişi kızgınlığından, acıdan veya başka bir duygudan dolayı yüksek sesle bağırabilir.


Cümle içinde kullanımı: ""The man was bellowing in pain."" - ""Adam acı içinde bellowing ediyordu.""


Bununla birlikte, başka bir kullanım alanı olarak teknik bir terim olarak ""bellowing"" kelimesi, üflemek veya hava aletini çalıştırmak anlamına gelebilir. Bu durumda kelimenin Türkçede karşılığı ""üfleyerek çalıştırmak"" veya ""nefes alıp vermek"" olabilir.


Lütfen, ""bellowing"" kelimesinin kullanımının, cümledeki veya metindeki bağlamına bağlı olarak değişebileceğini unutmayın."

"""Bellowing"" kelimesi, genellikle bir hayvanın (özellikle büyük bir hayvanın) yüksek sesli, sinirli veya acı dolu bağırması anlamına gelir. İnsanlar için kullanıldığında, genellikle yüksek sesle ve genellikle sinirli bir şekilde bağırmak için kullanılır. İşte ""bellowing"" ile yapılan beş örnek cümle:

1. The bellowing bull charged at the red flag. (Öfkeli boğa kırmızı bayrağa doğru koştu.)
2. The teacher was bellowing at the students for not doing their homework. (Öğretmen, ödevlerini yapmayan öğrencilere bağırıyordu.)
3. After the concert, my ears were still ringing from the bellowing music. (Konserden sonra, kulaklarım hala yüksek sesli müzikten çınlıyordu.)
4. In the distance, they could hear the bellowing roar of a lion. (Uzakta, bir aslanın yüksek sesli kükremesini duyabiliyorlardı.)
5. During the argument, his bellowing voice could be heard throughout the house. (Tartışma sırasında, bağırma sesi tüm evde duyulabiliyordu.)

Bu ortak kullanımlar bazı durumlar için iyi bir başlangıç noktasıdır. Biraz daha fazla uygulama ile, ""bellowing"" anlamını ve kullanımını daha iyi anlayacaksınız."

Yorumlar